Heloise’den Abelard’a Mektup

'ben böyle seviyorum işte:
zarafetini, gaddarlığını,
inceliğini, kabalığını;
olduğun şairi,
olmadığın erkeği seviyorum.

bir zamanlar çocuk olduğun
ve bir gün ceset olacağın için
seni seviyorum.
hem gövdeni, hem aklını seviyorum.
yalnızca boynunun düzgün çizgilerini değil,
koltuk altının terini de seviyorum.
kanımı tutuşturan gücünü de,
çocuk gibi elinden tutma hissi uyandıran
güçsüzlüğünü de seviyorum...

tanrı böyle sevemiyorsa
ben de sevgimi tanrı yaparım!

Heloise


Fransa’da bir din felsefecisi olan Pierrie Abelard ve aynı zamanda öğrencisi olan sevgilisi Heloise ile çok dramatik bir aşk hayatı yaşadılar. Dönemin baskıcı din anlayışı ve toplumu, onları çok zor durumlarda bırakmış, bir müddet ayrı yaşamalarına neden olmuşlardır. Bu ayrı kaldıkları dönemlerde birbirlerine mektuplar ve şiirler göndermişlerdir. Yukarıdaki satırlar o mektuplardan birinin içinde vardır.
Abelard’ın vefatından yaklaşık yirmi yıl sonra sevgilisi Heloise de vefat etmiştir ve pek çok muhalif sanatçının da naaşı bulunan (Ahmet Kaya, Yılmaz Güney, Oscar Wilde, Moliere, Edith Piaf) Pere Lachaise’de mezarları yan yana bulunmaktadır. Mezarları sık sık sevdalıların ziyaretine uğrar ve çiçekleri hiç eksilmez. Yaşarken birbirlerine doyamayan bu âşıklar, şimdi sonsuzluk yolunda bir aradadırlar… '-Tolga ARASAN-

...yanıtlamadım mektubunu, yapamadım
öyle perişandım ki...
perişanlık değil de, utanç içindeydim.
fark ettim ki, duygularımı açmasaydım sana,
bırakmayacaktın kendini.
her zaman üstündün benden, hele duygularda...
ıstırabının da böyle olacağını düşünmeliydim.
sana yazmakla, yazmanı istemekle hata ettim.
kabahatliyim.

hala da mektubuna yanıt değil bu yazdıklarım.
mektup denemezdi ki ona,
bir hıçkırıktı
erkek kadının karşısında ağladığında,
babası, kardeşi, sevgilisi.... kim olursa olsun,
çocuğu gibi oluverir kadının gözünde.

ah! seni rahatlatmak için ne yapabilirim?
yüreğimdeki acı kalktı bağrıma çöreklendi.
utanç içindeyim,
asla yok olmayacağını bildiğim bir utanç.
beni bağışlamanı dileyemem senden.
sevdana kuşkunun gölgesi düşer, istemem.
bir haftadır, yedi gündür, mektubunu yanımda taşıyorum,
her götürdüğüm yerde suçluyor beni,
sanki sensin taşıdığım.

artık yazmamak gerek diye düşünmüştüm.
şimdi diyorum ki, gaddarlıktır, aptallıktır bu.
olan oldu ikimize de.
açtığımız gibi iyileştirelim yaralarımızı
mektup yazalım.
seni böyle rahatlatırım ancak.
beni böyle rahatlatırsın ancak.
elimizde kalan azıcık mutluluğu yitirmeyelim.
hayatımızı mahvettiler,
ama karışamazlar mektuplarımıza, onlara dokunamazlar.
satırlarında kocam olduğunu okuyacağım,
karın olarak sesleneceğim sana.
kağıt üzerinde daha da yakınlaşırız,
daha yumuşak, daha sıcak sesleniriz birbirimize.
mutluymuş gibi yaşayan,
önce teklifsizleşen, ardından gaddarlaşan, sonunda kayıtsız kalan

inkar etme beni, kendini, ya da bizi.
yaz bana, gizli düşüncelerini öğreneyim.
yanında gezdireyim mektuplarını,
onları seni öptüğüm gibi öpeyim.
kıskanmaya gücün varsa,
tek rakibin, öptüğüm mektupları kıskan.
özensizce, düşünmeden, çekinmeden yaz bana.
beynini değil yüreğini dinlemek istiyorum, kadınca...
beni sevdiğini duymadan yaşayamam artık.
aşkın can damarı oldu hayatımın.

küçücük bir kuş gibiyim.
havam sensin, es üstüme.
küçücük bir balık gibiyim.
suyum sensin, ak üstüme.
suskunluğun çöl olur bana.
suskunluğunda boğulurum.

görevimin başına dönüyorum şimdi.
içim rahat gidiyorum, sayende.
buraya sen gönderdin beni.
bana ana diyorlar.
senin anan olamam ki
karım demelisin bana.
ben senin karınım.

(...)
peşine taktım gözlerimi.
beni burada bıraktığında da öyle.
şimdi aynı gözlerle satır satır acını okuyorum.
o gözlerin yaş dökmesi garip mi? yanılma, merhamet değil istediğim.
belki yazarsın bana diye yazıyorum yalnızca.
zulmetme bana, reddetme beni.
senden başka kimselerin veremeyeceği dermanı yolla:
bir mektup... bu kez senden bana.

bırak, sana ait her şeye sadakatle üzüleyim.
bahtsızlık da olsa, her şeyi bileyim.
iç çekişlerim karışırsa seninkilere,
belki ikimizinde acısı hafifleyecektir, ne dersin?

içimden hiç gelmiyor ama, sen istersen,
mektubumu şöyle de bitirebilirim:
sonsuza kadar, elveda...

(héloise)

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !